Archive for Şubat, 2011

Mutfak yapıyorsanız bilin ki fayans döşeyeceksiniz. Ruhsat almak için gerekli sıhhi şartların yerine gelmesi içinde, mutfak bölümünde fayans ve benzeri su geçirmez ve temizlenilebilir yüzey malzemeleri kullanmanız gerekecek. Fayans veya granit gibi malzemeleri dekoratif amaçla da kullanabilirsiniz. Kafanızdaki konsepte göre bütün duvarlarınızı da fayans yapabilirsiniz. Ancak dekoratif amaçlı düşünüldüğünde, boya yaptırmaktan çok daha pahalı ve çok daha fazla ustalık isteyen bir işe kalkıştığınızı bilmeniz gerekir.

Gelelim akıllardaki ?Fayans döşeme işini nasıl yaptıracağım?? ?Nelere dikkat etmeliyim??  gibi sorulara.

Fayans döşemeden veya satın almak için bir yere gitmeden önce bilmeniz gereken birkaç şey ile başlayalım.

  • Fayans fiyatlarının birimi metre kare?dir. Size kaç metre kare gerekeceğini bilmelisiniz.
  • Tedarikçinizde beğendiğiniz her fayans stoklarında yeterince olmaya bilir, bu sebepten her zaman stok durumunu sorun. Almaya karar verdiğinizde, “stoklarda yeterince yokmuş” cevabını almak hoşunuza gitmeyecektir.
  • Fiyat araştırması için birkaç farklı tedarikçiye gidin.  Bir markanın, aynı ürünü için bile farklı fiyatlar alabilirsiniz.
  • Ustalar metre kare fiyatı ile çalışır yada günlük yevmiye ile. Yer büyükse size metre kare fiyatı vereceklerdir. Değilse yevmiye ücreti.
  • Usta bulmak için tedarikçiniz sizi yönlendirecektir. Ama başka tedarikçilerden de usta telefonu isteyin ki farklı ustaların fiyatlarını öğrenin. Bana metre karesi 17TL?den kapıyı açmışlardı, bende 13TL ile kapamıştım. Döşenecek yerin 130m2 olduğunu düşünürseniz, fiyat farkını daha iyi görebilirsiniz. ( Bu fark ile derin dondurucu aldım) Her zaman inilecek en az %20 pay vardır.
  • Ustanın size vereceği fiyat genelde sadece işçiliktir. Yapıştırıcı, dolgu malzemesi gibi şeyleri de siz alırsınız.

Fayans üstüne yapıştırma yapmak yada düz duvara döşemek.

Fayansı iki tip duvara döşeyebilirsiniz. Birincisi düz duvara, ikincisi fayans veya benzeri bir malzeme olan duvara döşemektir. Fayans veya benzeri bir malzemenin üzerine döşerken dikkat etmeniz gereken 2 nokta vardır. Üstüne döşeyeceğiniz fayansların duvarda sağlam durduğundan emin olmanız gerekir. Çünkü yeni fayans, eskiye yapıştırılacaktır. Eski fayans yerinden çıkarsa, yeni fayansta çıkacaktır. Dikkat edilmesi gereken 2. nokta, eski fayansta kabarık desenli bordürlerin olup olmamasıdır. Eğer düz fayans duvarın arasından, kabartılı bordür geçiyorsa, bu kabarıklık sorun yaratabilir. Sadece bordürü kırıp, kırılan yeri doldurarak da yeni fayansı döşeyebilirsiniz. Düz duvara döşeme yapacaksanız işiniz karışık değil. Döşeme için gerekli yapıştırıcı ve dolgu malzemesi ile fayanslar döşenecektir.

Fayansçıya veya ustaya gitmeden önce duvarınızın metre karesini ölçmeyi unutmayın. Metre karesini ve döşeneceği yüzeyi belirledikten sonra fayansçıya gidebilirsiniz.

İlk defa fayans döşeyecekseniz

İlk defa fayans döşeyecekseniz ve dekorasyon konularını bilmiyorsanız, etraftakileri örnek alın. Dükkanları inceleyin ve beğendiğiniz bir model üzerinden yürüyün. Bu şekilde hata yapma şansınızda azalır. Hatta mümkünse beğendiğiniz duvarın aynısını yapın. Hata genelde yorum katarsanız meydana gelir. Hatasız yapmak istiyorsanız, karbon kağıdıyla kopyasını çıkarır gibi çalışmalısınız. Aksi her durum yeni bir macera olacaktır unutmayın.

Beğendiğiniz modeli veya dekoru ararken, fayansçınıza aklınıza gelen her soruyu sorun. Belki onlardan da farklı bir öneri alabilirsiniz. Birkaç yer gezdikten konuya ısındıktan sonra göreceksiniz ki her şey aklınızda daha iyi yerleşecek.

Arkada görünmeyen bir mutfağı fayans ile döşeyecekseniz yapacağınız zaten bellidir. Ancak dekoratif olarak kullanacaksanız, bu işleri ilk defa yapanlara tavsiyem 1 günde karar vermeyin. Kararlarınız değişim gösterebilir. Tedarikçileri gezin sonra çevre dükkanları bir daha gezin. Ondan sonra mümkünse daha sağlıklı bir karar vereceksinizdir.

Fayans maliyeti sizin için önemli ise

Büyük bir alan döşenecekse fayans birçok şeye kıyasla bütçeden iyi bir pay alacaktır. Fayansın maliyetini dert etmiyorsanız, beğendiğiniz fayansı satan farklı toptancılara gidip, fiyat araştırması yaparak fayansınızı alabilirsiniz.

Ancak maliyet sizin için önemli ise, defolu fayanslar satan yerlerde var. Defolu fayanslar bazen üstlerinde küçük sorunları olan, bazen de en-boy ölçülerinde küçük sorunları olan fayanslardır. Bu sebepten fiyatları normal fayansların en çok 3?te 1?i kadar olur.

Biliyorum ki kulağa ?defolu? kelimesi hoş gelmiyor. Yeni bir yer yaparken özellikle her şey kusursuz olsun istersiniz. Ama unutmayın, yapacağınız her tasarruf, başka işlerde daha iyi yatırımlar yapmanıza fırsat tanır. Önemli olan para harcadığınızda bu paradan müşterinizin ne kadar yararlanacağıdır. Kişisel tatmin her zaman ikinci planda olmalıdır.

Basit bir hesap yaparsak; 100m2 alanı 30TL?lik bir fayansla kaplarsanız bunun fayans maliyeti 3000TL?dir. 30TL?lik fayansın defolusunu bulabilirseniz bu en çok 10 lira olur hatta daha da düşer. Defolu ile 100m2 alan hesabı yaparsanız, maliyeti 1000TL olur. Aradaki 2000TL size kalır.

Elbette defolu ürünler, asıllarının yerini bire bir tutmaz. Ama ekonomik davranmak zorundaysanız, yada defolu ürün sizin için sorun yaratmayacaksa düşünülmesi gereken bir alternatiftir.

Usta ile el sıkışma faslı

Fayansı buldunuz ve karar verdiniz. Ustalar ile konuşuyorsunuz ve artık işi bitireceksiniz. Unutmayın ki ilk söylenen fiyat her zaman pazarlığa açıktır. Pazarlığınızı yaptıktan sonra, işin süresini, miktarını, ücretini ve ödeme şeklini yazan bir sözleşme hazırlayın. Projeyi zamanında yapacak ustanın bu tip bir sözleşme işine gelir. Çünkü ödeme taahhütünde bulunmuşsunuzdur. Usta parasını zamanında almak ister, sizde işin temiz ve zamanında bitmesini istersiniz. Yapacağınız basit bir sözleşme iki tarafında huzurunu koruyacaktır.

Not: Fayanslarınız için derz alırken silikonlu olanı tercih edin. Silikonlu derzler düzenli silindiği takdirde ilerleyen zaman içinde de temiz kalacaktır.

Tags:

Bazı kelimeler vardır gördüğümüz zaman dikkatimizi çeker. Bunun en temel sebebi bazı kelimeler bize ardında bir faydanın, bizim için özel bir şeylerin çıkacağını ifade etmesidir. Beynimizde karar alıcı kısım (eski beyin) bu tip konularla ilgilenir. Genelde tembeldir, ben merkezcidir çünkü hayatta kalmaya programlıdır, fazla sorgulamaz, net ve açık şeyleri kabul eder, tanıdıklık ister, kıyaslar, fazla irdelemez, gerisi enerji israfıdır.

Eski beyine(karar verici), mesajınızı iletmeniz için kapıyı açacak türden kelimeler;

Kazan / Gün içindeki bütün alışverişlerinizde 3 kat puan kazanın. ( Fırsat kollayan insanlar için özellikle ne kazanacağım sorusunu akıllarında uyandırır.)

Tasarruf / Daha çok tasarruf için A+ enerji sınıfı. ( Nasıl yaparım diye sordurtur.)

Şimdi /  Şimdi al 3 ay sonra öde. ( Şimdi kelimesi, güçlü bir eyleme geçiricidir)

Özel teklif / Sadece size özel bir tekliftir bu. ( Benciliğe gönderimdir, ben merkezi uyandırır.)

Siz / Sizin için?. ( benim için ne yapmışlar sorusu hemen oluşur. Ben merkezi uyaran başka bir kelimedir.)

Rekor / Rekor fiyat, rekor kıran araba vs? ( Güçlü merak uyandırıcıdır. Eski ile güvenilir bir kıyaslamadır aynı zamanda.)

Tercih ediliyor / Kadınların %65 tarafından tercih ediliyor. ( Tanıdıktır ve güven uyandırır.)

Yeni / Yeni çıktı, Yeni teknoloji ( Yeni demek eskiden daha iyi, daha ileri demektir, güçlü bir kıyaslama tek kelime ile anlatılır.)

Nöromarketing satın alma eğilimlerimizi, bilimsel bir yol ile açıklamaya çalışan yeni bir çalışmadır. Satın al emri beyine gönderilebilir mi? Beyinde satın alma tuşu var mı? Nöromarketing bu konuyu araştırıyor. Müşterinin beynine bir kez girebilirsenizde artık kendinizi anlatmaya şans da bulabilirsiniz.


Geçenlerde Arbella?nın yaptığı bir reklamı gördüm. Reklamın sonunda ?dağılmaz Arbella? deniyor. Bir başkasında ise “yapışmaz Arbella”. Arbella reklamının esas vermek istediği mesaj ise makarnasının yapışmadığı, dağılmadığı. Bunu da  Arbella?nın özel buğdayına bağlıyorlar.

Bir reklam serisinde 2 ayrı mesaj. Makarnanın yapışmaması müşteri açısından önemli olabilir. Aynı zamanda kalite hisside verebilir. Ayrıştırıcı bir özellik olarak da vurgulanmak istenmiş yapışmazlık. Ancak yapışmaz olmak ile dağılmaz olmak aynı şey mi?

Benim yaptığım makarnalar bugüne kadar hiç yapışmadı. Ama bazen aşırı pişirdiğimde biraz dağıldığı zamanlar olmuştur. Eminim bu tecrübeyi makarna severlerin çoğu yaşamıştır. Bu iki farklı sorunun tek bir reklamda konu alınması bence esas mesajın zayıflamasına sebep olmuş. Yapışmazlık güzel bir nokta, dağılmama ise ayrı bir güzel nokta. Arbella için durumu şöyle özetliyebiliriz; duos qui lepares sequente neutrum capit (iki tavşanı kovalayan hiçbirini yakalayamaz.)

Daha ayrı zaman dilimlerinde, farklı şekillerde, bu iki konu çok daha efektif işlenebilirdi diye düşünüyorum.

Elbette bu bahsettiklerimiz pazarlama konuları. Ancak Arbella reklamında ?yapışmaz Arbella? ve ? dağılmaz Arbella? dışında bir şey daha dikkatimi çekti.

“Çatala çarpan ve esneyen makarna görüntüleri.”

Makarnalar çatala çarpıyor ve dağılmayan bu Arbella makarnalar, lastik gibi esniyor. Lastik gibi esneyen makarna ?al-dente? dişe dokunur olur mu? Büyük ihtimalle olmaz. Arbella reklamını izlerken bunu sesli söylemezsiniz ama hissedersiniz. Beyin gördüğünü direk kodlar ve bu makarna al-dante değil der. Bu kod birkez oluştumu kırmak artık çok zordur.

Lastik gibi makarna yemeyi kim ister? Elbette öyle sevende vardır ancak Arbella makarna kendini lastik gibi makarna yapmakla mı tanıtmak istiyor? Hiç sanmıyorum. Çünkü kendi internet sitesinde Arbella makarna şöyle diyor ? En lezzetli makarna al-dante pişmiş makarnadır, unutma!?

Lastik gibi esneyen makarna ile dağılmadığını göstermeye çalıştıklarından eminim. Ama bundan ancak oturup düşündüğümde emin olabiliyorum. Müşterilerin çoğu ise oturup düşünmeyecektir. Reklamcılarda çok iyi bilir ki, müşteri izler, etkilenir yada etkilenmez? Lastik gibi makarna görüntüsünden ise etkileneceklerini sanmıyorum.

Bir Pazarlamacı Gözünden Arbella Makarna :

İlk başta Arbella?yı ben, üniversiteli bir gencin evde Arbella makarna yapması ile tanıdım. Orada verilen mesaj lezzetli makarna yapmanın kolay olduğu ve üniversiteli bir gencin bile, Arbella ile rahatlıkla iyi bir makarna yaptığı idi. Kısaca verilen mesaj kolay yapılabilen makarna idi.

Şimdi ise yapışmazlık ve dağılmazlık gibi iki fonksiyon öne çıkıyor. Bu iki fonksiyonda aslında makarna pişirmeyi kolaylaştıran özellikler. Hata ihtimallini azaltıyorlar. Yani verilen mesaj yine kolay yapılabilen makarna.

Elbette kolay yapılabilen makarna imajı, firmanın bir kararıdır. Ancak kolay yapılabilen fonksiyonel bir ürün, gurme bir ürün değildir ve lezzet algısı düşük olacaktır. Buraya kadar Arbella için sorun yok, sonuçta bunlar marka stratejisi.

Ancak şu sorunun cevabını açıkça vermek gerekir!

Arbella makarnayı pişirmek, diğer makarnaları pişirmeye kıyasla gerçekten daha mı kolay? Gerçekten diğerlerini pişirmek bir sorun mu?

Bariz bir kolaylık yok ise ki bence yok, Arbella önemli miktarda enerjisini boşa harcıyor demektir. Elbette reklam yaptıkça, göz önünde oldukça, bunun karşılığını alacaklardır. Ama daha çok almak var iken daha azı ile yetinmek zorunda kaldıklarını düşünüyorum.

Makarnayı sabah akşam yiyebilen bir makarna sever olarak, farklı şekillerdeki makarnalar benim ilgimi çekiyor. Arbella istediği kitlelere ulaşırken, hiç görmediğimiz şekillerde de makarna çeşitleri üretmesi dileği ile?


Biri dünyanın en büyük Amerikan asıllı kahve zinciri, bir diğeri ise Türkiye?nin, Türk asıllı en büyük kahve zinciri.

  • İkisinin de ana ürünleri kahve.
  • Yan ürünler olarak da çeşitli hamur işleri ve pastalar bulunmakta.
  • Amerikalı zincir karton bardakta, Türk zincir porselen bardakta sunum yapıyor.
  • İkisinde de internet aynı şekilde bedava.
  • Self serviste rahat oturabildiğiniz gibi, Türk kahve zincirinde de garsonlar sizi rahatsız etmiyor. İkisinde de teknik olarak rahatça bir kahve alıp, uzun uzun oturabilirsiniz.

Ben her ikisinede gidiyorum. İkiside kendi uzmanlıklarında çok iyi işler yapıyorlar. Bilmiyorum sizde her iki kahve zincirine de gidiyor musunuz? Ancak ben her ikisinede gittiğim için çok şaşırtıcı şeylere şahit oldum.

Geçenlerde aynı gün içinde 1 saat arayla hem Amerikan hem de Türk kahve zincirlerinin aynı cadde üzerinde olan dükkanlarında bulundum.

İlk önce Amerikan zincirde oturdum. Bir kahve aldım ve laptop?umu açtım. O sıra, etrafıma baktığımda benim gibi laptop ile çalışan 6 kişi daha vardı. Ve içeride laptoplular olarak biz çoğunluktuk.

Neyse biraz çalışıp bir arkadaşımla buluştum, o da beni bir kaç yüz metre ötedeki Türk kahve zincirine götürdü. Nerdeyse aynı sayıda insan vardı, ancak 1 tek laptop yoktu. Tesadüftür dedim geçtim. Ama ya tesadüf değilse diye düşünmekten kendimi alamadım. Sonunda bir gözlem yapmaya karar verdim.

Gözlem Şöyleydi

Amerikan kahve zinciri dükkanına gidip laptop?luları sayacaktım. Birde laptopsuzları sayıp bunları bir birine oranlayacaktım. Sonra Türk kahve zincirine gidip aynı şeyi yapacaktım.

Çeşitli günlerde, hafta sonu hariç, toplamda 10 gün bu gözlemi yaptım. Sonuçlar çok ilginç çıktı.

İşte O İlginç Sonuçlar

Bütün günler ve saatlerde Amerikan zincirdeki laptoplu müşteri sayısı, Türk kahve zincirine kıyasla kat ve kat üstün geliyordu.

Toplam gözlem sayısının yarısında Türk kahve zincirinde hiç laptoplu insan yoktu. Daha da ilginci Amerikan kahve zincirinde her zaman en az bir laptoplu kişi vardı.

Farklı müşteri gruplarını kapsayan iki aynı hizmeti sunan firmanın, ayrıştığı bir noktaydı bu.

Ölçümlerim Dışında

Ölçümlemediğim ancak sezgisel olarak hissettiğim bir diğer fark da, iki kahve zincirinin müşterilerinin dış görünüşleri bir birlerinden farklı idi. Sanki bir kahve dükkanına gelen müşteriler Rock konserine gidecek, diğer kahve zincirindekiler ise bir pop konserine gidecekmiş gibi; açıkça olmasa da hissedilir bir fark gördüm. Konu sadece laptoplular değil gibiydi.

Şaşırtıcı olan iki aynı ürünü, benzer fiyatlar ile satan iki işletmenin tümüyle farklı kitleleri kapsıyor olması.