Archive for Mart, 2011

…………………………………………Gerçekten Dönüyor Mu?………………..

Restoran açmak mı istiyorsunuz? Yada var olanı Marka yapmak mı?

Hadi bir restoran hayal edelim. Bu hayalimizdeki restoran ne olsun, dünya mutfakları, köfteci, kebapçı, Çin lokantası, hamburgerci? İşimiz kolay olsun diye ben köfteci açalım diyorum.

Şimdi elimde çok lezzetli, bir köfte tarifi var. İşin başına da çok güvenilir aşçılar geçecek. Yani yemekler garanti çok güzel çıkacak. Servis personeli de işi bilen adamlardan kurulacak.

Sizce bu köftecinin Marka olamaması için bir sebep var mı? Kadro tam, yemekler güzel?

Neden Marka olmasın değil mi?

Bugüne kadar birçok işletmeciyle, mutfak şefi ile ve restoran personeli ile tanıştım. Hepsi aynı şeyi söyler ?iyi ürün, iyi servis?. Ardından bunlar oldu mu, marka da olursun derler.

Ben diyorum ki iyi ürün de iyi servis de sır değil ve yapmak teknik bir konu. Çalışan herkes becerebilir. Ama Marka olmanın yolu bu değil?

Ramiz köfte mükemmel köfte yaptığı için mi büyüdü? Yada HD İskender en mükemmel iskenderi mi yapıyor? Veya Mc Donald?s en lezzetli hamburgerin sahibi mi gerçekten? Yani HD iskenderin döneri daha önce bulunamamış bir formül müydü? Mc Donald?s hamburgerini size versem sizde o hamburger üzerinden binlerce dükkan açabilir misiniz? Tek sorunumuz ürün veya servismiş gibi yapmak büyük bir yanılsamadır. Ve sizi çıkmaza götürür.

Bu markalar ve diğerleri işlerini iyi yapıyorlar, ama kabul edilmesi gereken şey ürünün veya servisin Marka olma yolunda sadece standartları olmasan gereken bir operasyondan başka hiçbir şey olmadığıdır.

İyi ürünü ve iyi servisi odak olarak belirlediğinizde, kalite odaklı bir işletme olursunuz. Buna kafayı takmak kolaydır. Çünkü iyi ürünü ve servisi kendinizce ölçebilirsiniz. Ancak Marka olmanın yolu bu değil.

Marka olmak için müşteri odaklı olmanız lazımdı. Kalite odaklı bir zihin yapısı asla müşteri odaklı yapıya geçemez. Ve o büyük yanılsamaya tutulur; ürünü geliştirmek ve servisi iyileştirmek?

Marka olmak istiyorsanız, kendi işletmenizin müşterisi olun. İşiniz gücünüz müşterinizin, ilgi alanları, merakları, görmek isteyeceği yenilikler, huzuru, rahatı, keyfi, arzuları, fantezileri olsun. Müşteri odaklı zihin yapısı böyle çalışır. Müşteri için yaratıcı düşünür. Böylece müşteri için duyulan tutku ve çalışma, standart ürünleri ve hizmetleri Marka yapar.

Marka para harcayıp mükemmeliyetçilik ile, ne mutlu ki olunamayan bir şeydir. Müşteri için tutkulu değilseniz, onun için çalışmıyorsanız boşverin Marka olmayı. Yada Marka olmak için, bu yetilere sahip bir düzen kurun. Ama mükemmel ürün ve hizmet ile çok uzağa gidemeyeceğinizi unutmayın. Bu çok büyük bir yanılsamadır?

Küçük balık yoksa büyük balık da yok! Balık neslinin tükenmesine dikkat çekmeye çalışan ve türleri korumayı amaçlayan bir çalışma ?Seninki Kaç Santim?.

Çocuğunuz İçin Destek Vermelisiniz

Kendinizi umursamıyor olabilirsiniz, bana ne diyebilirsiniz? Ama çocuğunuz için öyle mi? Yada çocuğunuzu her şeye bana ne diyen biri olarak mı yetiştirmek istersiniz? Hiçbir anne baba istemez.

Bu ?Seninki Kaç Santim? çalışmasının çocuklarla ne ilgisi var peki?

Hep dersiniz ya dünya çok bozuldu, tatlar eskisi gibi değil, ah nerede o eski? Bozan, tüketen bizleriz. Belki tek başınıza dünyayı kurtaramazsınız ama birlik içinde bir şeyler değişebilir.

Şuanda binlerce kişi sizin gibi yavru balık almamaya dikkat ediyor. Pazarlarda balık türleri azalıyor, gelecekte daha da azalması öngörülüyor. Geleceğimizin ne kadarını kurtarırsak çocuklarımız için kardır.

İsterseniz Değiştirebilirsiniz

Lüferin boyu ile ilgili kampanyalar ses getirdi. Çinekop ve Sarıkanat?ın daha yavru olduğu ve yenmemesi gerektiği günden güne yayılıyor. Halk ve medya Lüfer balığına sahip çıkınca, yetkililerde sahip çıktı. En son bir kanalın ana haberinde Başbakanlığın konu ile ilgileneceğine dair haber çıktı. Ben almasam ne olacak demeyin. Birey olarak, bugün balıklarımıza, yarın çocuklarımızın geleceğine sahip çıkın.

Greenpeace sayfasına gitmek için tıklayın.

Genelde gıda sektörünün dışındaki arkadaşlarım restorancılığın eğlence dolu, renkli bir iş olduğunu düşünüyorlar. Kısmen haklılarda. Hepimiz keyifli günlerimizde, arkadaşlarla birlikte olmak için, özel günlerimizi kutlamaya veya güzel bir şeyler yemek için gideriz restoranlara.

Ancak bu dışarıdan görünen kısmı. İçerideki dünya ise çok başka. Sonuçta ev sahibi olduğunuz an keyif için gelen kişilerin keyiflerini yerine getirmek zorundasınız? Restoran işletmecisi olmak için neyin sizi motive ettiğini düşünün ve kendinize karşı dürüst olun,

Restoran işletmecisi olmanın bir çok güzel nedeni vardır. İşte size birkaç tanesi:

  • Sürekli koşulların değiştiği çalışma ortamı.
  • Anlık zorluklara meydan okuma şansı.
  • Bu işe gönülden bağlanmış olmak.
  • Yemeğe ve gıdanın kendisine olan merak.
  • Boş durmayı ve tatilleri sevmemek ve sürekli çalışmak?(resmi tatillerde bile).
  • Aile işini devam ettirmek.
  • Nakit para kazanmayı istemek.

Ancak bunların aksine alttaki maddelerde yazanlar size daha yakın geliyorsa belki durup bu işi tekrar düşünmelisiniz:

  • Bu işin eğlenceli olacağını düşünmek.
  • Arada takılacak, bir mekanın sahibi olmak.
  • Bir yer açarak şef olma hayali.
  • Ümit usta yaparda siz yapabilir misiniz?
  • Emeklilik hayatında hep bir restoranınız olsun istemeniz.

Eğer restoran işletmeciliği konusunda sizi motive eden öğeler daha çok ikinci grupta ise moralinizi bozmayın ama bir daha düşünün. İlk grup size daha çok uyuyorsa işin zorluklarından da haberdarsınız demektir. Artık finansal, insan kaynakları, işin konsepti gibi konularda daha ileri araştırmalar yapmaya hazırsınız.