Archive for Şubat, 2016

Her yeni girişim başarısızlıktır …ta ki çalışana kadar.

Yenilikler böyle ortaya çıkar. Hatalar,deneyler, yanlış adımlar, başarısızlıklar…

Süreç, çalışmayan şeylerden kaçınarak işlemez. Çünkü böyle yaparak çalışmama ihtimali olan herşeyi gözden çıkarmış oluruz. Bunu sadece sınırlı bilgimiz ile bir ihtimale dayanarak yaparız.

Yapmamız gereken, yolumuzda karşımıza çıkan hataları benimseyip, onların aradığımız şeyleri bulmamıza yardımcı olan minik yön levhaları olduğunu kabul etmek.

Başarısız olacağınızı söyleyenler büyük ihtimalle haklı çıkacaklar çünkü yeni girişimlerin çoğu başarısızlıkla sonuçlanır. Onların bilmediği ve asla keşfedemeyeceği şey ise, başarıya giden yolun, başarısızlıklardan geçmesidir.

Tags:

-

İki farklı dünya içinde yaşıyoruz.

Biri kendi düşündüğümüz gibi olan dünya, diğeri düşüncelerimiz ile uyuşan ve uyuşmayan yanları ile gerçek dünya.

İş hayatın da patronlar bu ikilem arasında gelip giden kişilerdir.

Tasarıları vardır ve gerçekle örtüşmesini isterler.

Örtüşürse başarılı olurlar. Örtüşmez ise başarısız.

Peki ama neden örtüştüremezler ve başarısız olurlar?

Türlü nedenleri var.

Önce insanlar kendi bildikleri gibi olsun ister herşeyi sonra kaynakları yetersiz olabilir,

Kendilerini yetersiz kaynakla da olabileceğine inandırabilir,

Neden olmasın der ve yersiz bir umut yeşertebilirler,

Olacak olmalı diyerek işe koyulurlar,

Kendilerini diğerlerinden akıllı bulurlar ve görülmeyeni gördüklerine inanırlar…

Aslında aşikar olan tümden gelmek yerine tüme varım yapmaya çalışırlar kendi iç dünyalarından. İç dünyaları en baştan örtüşmüyorsa zaten kurgu başarısız olmaya mahkumdur. Kısaca tümden gelip, egosunu yenebilen, inat etmek yerine olanı anlayıp ona katılmaya çalışan (genelde bunu başaranlar için, “adam birşey yapmamış ki, nasıl başarılı olmuş” deriz) başarılı olurlar…

Başarılı olmak için, içimizdeki sesi dinlemeliyiz ama mutlak doğru olarak kabul etmenin büyük kumar olduğunuda bilerek yatırım yaparsak galiba daha rasyonel işlerin altına imza atabiliriz gibi…

Kahve dükkanı açmak son zamanların en popüler işi oldu. Sektör dışından bir çok insan dahil oldu ve yeni yeni mekanlar açtılar. Genel de kahve satmayı gözüne kesitrmiş olan ve dükkan açmayı planlayan yatırımcılar;

  1. Kahve işinin karlı olduğunu
  2. Küçük m2′lerde dükkan açılabileceğini
  3. Çalışan bulmanın ve işletmenin diğer gıda işlerine kıyasla basit olduğunu
  4. Herkesin kahve içtiğini ve sektörün popüllerlik kazandığını
  5. Çok güzel pastalar ve kahveler yapmak lazım piyasada bunların iyisinin olmadığını

Söylediklerinde de haklılardı piyasada yeterince kahve dükkanı yok iken. Yani 10 yıl önce…

Şimdi ise büyük bir yanılsama başka birşey değil bu düşünceler…
Son kullanma tarihleri maalesef doldu.

Yatırım kararı alırken ilk adımda ister detaylı kağıt üzerinde olsun, ister zihinde durum hayal edilmiş olsun. Önce yapacağınız işte güçlü-zayıf yanlarınızı değerlendirirsiniz. Birde ön gördüğünüz yakalamak istediğiniz fırsatlar ile karşınıza çıkabilecek tehlikeli riskleri hesap etmeye çalışırsınız (SWOT).

Size de rakiplerinize de kolaylıklar ve zorluklar eşit mesafede.

Yukarıdaki maddeleri düşünerek bu işe girecekseniz vazgeçin para kaybedersiniz.
-

Kahve işinde para kazanmak istiyorsanız,

  1. İyi lokasyon

  2. Uzmanlık

  3. Büyük m2

  4. Hikaye-sahne’den oluşan

4 kritik öğe üzerinde düşünmeniz gerekir.

4 maddeden 2′sinin sahibi olmanız gerekir. 1′i ile mümkün değil. Fazlasının tadından yenmez Ancak kahve zincirlerinin en büyüğü bile 2 taneye sahiptir. İyi lokasyon ve hikaye-sahne.

Fark ettiniz mi bilmiyorum ama lezzet, hijyen, standartlar, pazarlama, menü vb. şeylerden bahsetmiyorum. Genelde gıda işinde bunlar çok konuşulur. Ancak kahve işi biraz farklıdır.

Lezzet dediğinizde, dünya lideri hamburgercinin gerisinde çıkabiliyor Amerika tüketici anketinde.

Pazarlama dersek hangi kahvecinin reklamını gördünüz de gittiniz? (sosyal medya üzerinden tüketici tavsiyeleri hariç)

Hijyenik diye bir kahve dükkanına gittiniz mi hiç? Fare çıksın demiyorum ama en büyüklerin durumu ortada…

Standartlar? Restoran işinden ayrı bu konu kahve dükkanlarında farklı… Elbette verdiğiniz ürün sürekli değişemez ama standartlaşma kadar amatör ruhta karşılık buluyor.

Gelelim menüye… Son 3 ayda kaç defa farklı kahveler denediniz veya yapanı gördünüz? Menü ile de fark yaratmak kahve dükkanları için çok zor. Bunun en temel sebebi kahve kültürü ile yetişmemiş bir toplum olarak, konu hakkında derinliğimizin olmaması.

Hal böyle iken konu pazarı anlamak ve para kazanmak ise yanlış yerlere takılıp kalmamak gerekir.

İyi lokasyon elbette her zaman değerli ancak yüksek kirlar yüzünden iyi mekanlar artık ana caddelerde olmasa bile hemen aralarda yerini alıyor ve insanlar gidiyor.

Uzmanlık son zamanlarda önem kazanan bir konu. Kahvenizin tadı ile farklılaşa mıyorsunuz üzgünüm. Farklı olsanızda anlayacak müşteri yok. Varsa da onlar dükkan çalıştırmaya yetmiyor maalesef. Bu gerçeğin farkına varıp, müşterinin anlayacağı bir fark yaratmalısınız. Belli bir ürün grubunda uzmanlaşmalısınız ve işletme kültürünüze yansımalı bu uzmanlık. Böylece müşteri sizi iyi, lezzetli, farklı ve tavsiye edilir olarak kabul edecektir müşteri. Aksi takirde kendi kendine anlayamaz ve sadece duvarlara yazarsanız orada kalır sözleriniz.

Büyük m2 güzeldir. Büyük güçlüdür. İlgi odağı olur. Merak uyandırır. İnsanlar daha rahat yayılır ve zamanan geçirir ki kahve dükkanları müşterinin yayıldığı ve zaman geçirdiği yerlerdir. Aynı zamanda büyük m2 bir kere dolduğunda para toplar. Küçük m2′lerde savaş daha çetin geçer.

Hikaye ve sahne sahibi olmak en ilginç durum bence. Eğer bir hikayeniz varsa ve buna uygun bir sahne yaptıysanız artık dediğiniz herşeye inanacağız. Hikaye, müşterilerin sizden nasıl bahsedeceğidir, sahne dükkanınızın kendisidir. Çoğu zaman işletmelerin hikayesi olmaz ve sahnesi zayıf olur. Bir o kadarda hikaye uydururlar ama sahne ona uymuyordur. İşletmenizin düsturunu en başından belirleyin, dükkanı ona göre kurun ve içeri girdiğinde insanlar anlatacağınız şeye atmosfer sayesinde hazır olsunlar. Onları avcunuzun içine alırsınız. Çıktıklarında arkadaşlarına sizi anlatırlar. Hikayenizi oluşturun, dekorasyonunuz tümüyle onu yaşatsın. Gezgin biri olup mola vermek için bir kahve dükkanı açtım diyorsanız dünyadan farklı obje ve tasarımları bir araya getirin, gelenlere dünyayı anlatın. Veya espresso delisi olduğunuzu düşünmelerini istiyorsanız, espresso takıntınızı heryerde hissettirin. Zorla espresso ikram edin kahve içiyor olsa bile. Sürekli espresso için. Farklı çekirdeklerden, espresso üzerine menüde çeşitlemeler yapın. Merak etmeyin günün sonunda en çok latte satacaksınız ama bir ruhunuz olmuş olacak. Herhangi bir yer değilsiniz artık.

Sadece kahve demleyip satmak artık günümüzde yeterli değil. Restorancılık için geçerli kurallar kahve sektörüne bire bir uymuyor da. Para kazanmak konu olduğunda doğru bir düşünce yapısı ile iş geliştirilmeli. Sizi hedeften saptıracak işelerden uzak olmanız dileği ile…

Tags:

Kariyerinizin ilerleyen yıllarında restoran açmak, gıda sektörünün parçası olmak istiyorsanız, kendinizi şimdiden hazırlayabilirsiniz. Hangi meslekten olursanız olun, kendi restoranınızı açabilmek için nasıl başlayacağınızı, nasıl tecrübe kazanacağınızı bu yazıda bulacaksınız.

.

.

Restoranınızda Ne Satacaksanız Şimdi Evde Yapın;

Başarılı bir restoranın, patronu sattığı ürünü çok iyi bilmelidir. İleride hangi tarz da bir mekan açmayı düşünürseniz düşünün, aynısı gibi olmasa da neredeyse her şeyi kendi mutfağınızda yapabilirsiniz. Restoranda ekipmanlar farklı olacak diye düşünmeyin. Esas olan sizin işlediğiniz gıda maddelerine dokunmanız, malzeme bilginizi arttırmanızdır. Ev ortamında çalışmanın bir diğer faydası da imkansızlıklar içinde, ekipman eksiğine rağmen çalışırken yeni şeyler keşfetmeniz olacaktır. Unutmayın ki zor koşullar altında insanlar daha yaratıcı olurlar, sizde evdeki mutfağınızda çalışırken malzemeyi yakından tanıyacak ve yeni fikirler ve yöntemlerle aklınızı dolduracaksınız.

Artık evlerde de kullanabileceğiniz, profesyonel mutfaklardakine benzer ekipmanlar bulunmakta. Zaman içinde kendinizi geliştirdikçe ekipmanlarınızı zenginleştirip hayallerinizdeki işi gerçekleştirmek için gerçeğe bire bir uyan denemeler yapabilirsinizde.

Piyasada Düşündüğünüz Türdeki Restoranlara Gidin;

Unutmayın ki restorancılık ve gıda sektörü çok eski bir sektör. İnsanlık tarihinin en eski işlerinden biri. Sizin aklınıza gelenler başkalarının da aklına büyük ihtimalle gelmiştir. Var olan örnekleri inceleyin. Neler yaptıklarını gözlemleyin ve nerede yanlış yaptıklarını veya eksiklerini not edin.

Aklınızda yeni bir fikir varsa yapılabilirliğini sorgulayın ve hatta gittiğiniz benzer konsept deki restoranların aklınızdaki fikri nasıl hayata geçirebileceklerini kafanızda tasarlayın. Bazen bu sektörde basit görünen şeyler çok zor olabiliyor.

Yarın hayalinizdeki restoranı açacak olsaydınız rakiplerinizden ne yaparak ayrışacağınızı düşünün.

Bol Bol Hesap Yapın;

Gittiğiniz restoranlarda, bol bol hesap yapın. Kaç kişi geldiğini sayın, ne zaman en çok iş yaptığına bakın. Günlük cirosu ne olabilir, çıkan sayı tatmin edici mi, değil mi değerlendirin. Ne kadar çok hesap yaparsanız zamanla o kadar bu konudaki sağ duyularınız gelişir. İlerleyen zamanda kendi hesabınızı yaparken gerçekçi olmanıza yardımcı olacaktır.

Ekipmanları Tanıyın, Tedarikçiler Bulun;

Sanki yarın restoranınızı açacak gibi boş zamanlarınızda mutfak ekipmanlarını tanımaya çalışın. Profesyonel mutfak malzemeleri yapan yerlere gidin. Fiyat sorun, ekipman özelliği sorun. Herkesten bir şey öğreneceğinizi göreceksiniz. Zamanla sektörden biri gibi hatta daha fazla bilgi sahibi olacaksınız. Hayalinizdeki restoran nasıl malzemelere ihtiyacı olacaksa hepsine bakmaya çalışın, poşet, çatal-bıçak, masa örtüsü, üniforma?

Eğer bunları yaparsanız göreceksiniz, yolun çoğunu almışsınız. Özgüveniniz artmış ve konulara hakim olacaksınız. Bir işin başlamasına en büyük engel o işi bilmemektir. Bilmeden varsayımlarla asla yatırımcı olamazsınız. Ama öğrenmek için çalışırsanız, bu yatırımınız gelecekte size başarı olarak geri dönecektir. Hayalinizdeki restoranı yaşayın, elinizden geleni yapın göreceksiniz elinize fırsat geçtiğinde, doğru zamanda doğru yerde olacaksınız.

Eleştiriyoruz. Hergün eleştiriyoruz.

Kendi işletmesine, başkalarını eleştirdiğinin yarısı kadar bakan var mı?

Olsa bu kadar eleştirecek şey bulamazdık….

Kendi işletmenizin en basit süreçlerine bakmanız gerektiğini hatırlatırım.

Müşteriye nasıl selam verdiğiniz, nasıl e-posta gönderdiğiniz, günlük konuşma ve yazışmalarınızda çalışanların nasıl davrandıklarına…

Başkalarında eleştirdiğimiz şeylerin bizde olmaması dileği ile,

En az 1 şeyi daha iyi yapmak üzere…

Tags:

Bir çok e-posta alıyorum, restoran veya kafe sahibi insanlardan. Bir yer açmak isteyenlerden farklı konularda sorular soruyor.

Geçenlerde bir e-posta aldım… Çoğu e-posta ile ortak düşe sahip olduğu için konuyu paylaşıyorum;

-
Ankara’da otel sahibi bir bey, paket servis yapacak bir restoran açıp bu işi yaymak istediğinden bahsediyordu. İşi Samsun’da yapacakmış. Ağırlıklı paket servis yapacağından bahsediyordu.

“En çok tekrarladığı soru şu idi: “2 dükkan var. Ekonomik olan ara nokta mı? Yoksa daha pahalı olan ana cadde mi?”

Elbette burada ki çıkmaz, cadde üzerinde yer alan dükkan ile arada kalan ama cadde’den bakıldığında görülen yerin kira farkı.Cadde üzerindeki dükkanın kirası 2,5 kat daha fazla. Fark az değil. Hele ilk defa açılan bir işletme için düşündürücü.

-
Mail atan beyfendinin ikilemini nasıl tanımladığını aynen aktarıyorum: ” Restoran zaten paket servis yapacak. Bu sebepten ara cadde dükkanında uygun olabileceğini düşünüyorum. Müşteriler dükkana zaten gelmeyecek, biz götüreceğiz. Aradaki kira farkıda az değil. Oturmalı iş yapacak olsam ana cadde daha mantıklı geliyor ama evlere paket servis için aradaki dükkan daha makül. Yinede kararsızım.”
Genel düşünce paket servis işlerin daha ekonomik kiralarda yapılabileceğidir. Ağırlık paket servis olacak işlerde genelde insanlar ara noktalardaki dükkanlara yönellirler. Ancak ara var ara var. Turuncu ile mavi kadar bir birinden farklı…

-

Eğer konu sadece daha ucuz dükkan ile giderler kısmak olursa;
Bu eğilim tümüyle hatalı ve işletmeyi ilk günden batığın içine sokan bir girişimdir.

-

Paket servis restoranlarda diğer her esnaf gibi görünür olmalıdır. İnsanların merak edeceği, dikkatini çekeceği yerlerde olmalıdır. Her restoranın olmak isteyeceği birincil yerler olmayabilir, zaten öyle olsa paket yapmayı düşünmezsiniz :) Ancak mümkün olduğu kadar ana caddelerde olmaldır.

-

Paket Servis Demek Ne Demek?

Paket servis yapmak zaten gözden uzak olmak demiktir. İnsanlar sizi görmeden, akıllarına getirmesi gerekir. Görmediğiniz bir şeyi canınızın istemesi, aklınıza gelmesi, gördüklerinize oranla çok az ihtimaldir. Bu durumdan gözden zaten ırak olunan işte, iyice görünmez olmak sizi gönüllerdende ırak tutar. Kolayca unutulmanıza sebep olur. Keşfedilmeniz çok uzun sürer. Ara bir noktada olduğunuzdan çok yankınınızdaki insanlar tarafından bile hiç bilinmemeniz işten bile değil.

-
Ana cadde’de iseniz, yapacağınız her tanıtım, ara noktadki dükkana kıyasla daha etkili olur. Tanıtım yapmadan bile bir çok insan tabelanızı bilir. İçeri bir bakar. Merak eder sorar. Ama ara noktada kimse sormaz. Küçük esnaf olursunuz. Mağlesef kimse küçükleri merak etmiyor. Herkes büyükleri merak ediyor.

-
Gıda sektöründe ve aslıdan diğer tüm sektörlerde de amaç önce görünür olmak sonra ünlü olmaktır. Olan yok mu var, sizde yıllarınızı bilinmeze gömmeye razıysanız buyursunlar… O görünür olmadan zamanla ünlü olan esnaflarda bu yola böyle olmak için çıkmadılar. Sadece oldular… Bunu unutmayın!

-

Boğulacaksanız elinizdeki imkanlar dahilinde büyük denizde boğulun. Aksi her durum paranızın daha verimsiz harcanması demektir.
Her zaman görünür olmanız ve akılda kalmanız dileği ile…

-
Klişe bir sözdür “Müşteri her zaman haklıdır.” ancak doğru mu?
-
Doğru değil!
-
Müşteri her zaman haklı olamaz. Kimse her zaman haklı olamaz, olmamalı da.
-
Müşteri sizin taahhütlerinizin sınırları içinde haklı olabilir.

Her ağladığında, susun diye çocuğa şeker vermemelisiniz. Verirseniz bu sizi iyi bir ebeveyn yapmaz.

Müşteri her zaman haklı dediğinizde firmanızın karakterinden ödün veririsiniz. Müşterinize de yansayacak bir ödün.

Peki ama bu işin doğrusu?

Bu işin doğrusu, “Müşteri her zaman haklı değildir ama her zaman veli nimettir.” diyebilmek.

Müşteriye yeri geldiğinde “olmazlarınızı”, “mümkün değillerinizi”, “istese de yapmayacağınız şeyleri”, söylemek sizi kötü biri değil, ne yapıp, ne yapmadığını bilen biri yapar.

Ama bunu bir veli nimete söylediğinizi unutmayın.

İmkanlar dahilinde elinizden geleni ardına koymayacağınızı hissetmeli.

Sizde elinizden geleni yapıyor olmalısınız.

Böyle yaptığınızda müşteri, sizi, sizin kurallarınızı ve değerinizi kabul eder.

Her şeye “evet” diyen kadınlar veya erkekler hiçbir zaman çekici olmamıştır. Aksine hayırları olanlar karşılarındakileri peşinden sürüklemiştir. Yeter ki içtenlikle söylesinler.

Tags:

Uzun bir aranın ardından tekrar sayfama geri döndüm ve yazmaya başlıyorum.

Bu arada birçok şey geçti başımdan, kayıplar, kazançlar…

En önemlisi babam Cengiz Pak’ı kaybettim.

Onun vefatının ardından da anladım ki, bildiğim kadarı ile ne varsa geride bırakabilmek için yazmalıymışım.

Şimdilerde aklıma bir şeyler takıldığında, ona soramıyor olsam da, eski yazılarını okuyup “burada olsa, o ne söylerdi acaba?” sorusuna yazdığı makaleleri okuyarak, cevap buluyorum.

Babasını kaybetmiş olanlar için söyleyebileceğim bir şeyim yok. Artık onlar sadece kendi cümleleri ile yaşayacaklar.

Henüz birlikte olabilenlere diyeceğim; vaktiniz varken bol bol dinleyin…

Tekrardan herkese selamlar…

Tags: