“Bir gün kendi kafemin sahibi olmak istiyorum” bu cümle bir çok kişinin gönlünden geçer. Kendi kafeninizin veya işletmenizin sahibi olacak kadar şanslı olabilirsiniz. Herkesin 2. cümleside şöyle oluyor, “ama nereden başlayacağım bilmiyorum”.

Nereden başlayacağınızı söyliyeyim,

1.) Yaratmak istediğiniz konsepte karar verin. Yol ayrımlarını önceden belirlemelisiniz.

( Self-servis yada masaya servis / Karton bardak yada Porselen servisler / Sadece kahve üzerine veya mutfaklı bir kafe)

Bu yukarıdaki ayrımlar aslında ihtiyaç duyacağınız, m2′yi, çalışacak insan sayısını, tezgah düzenini ve ekipmanı belirleyecek konulardır.)

Bir tüyo: Hayalinizdeki modele benzer yerlere gidin ve orada oturup kendi düzeninizi hayal edin. İşe yarayacaktır.

2.) Ne satacaksınız bir kağıda dökün. Kalem kalem ne satacağınızı yazıp, menünüze müşteri gibi bakmalısınız.

( Etrafınızdakiler fikrinizi anlamayabilir, zaten anlasalar kendileri yaparlardı. Ancak menünüzü yazın gösterin, dinleyin. Sonra objektif bir gözle kendi menünüzü okuyun. Tamamsa tamamdır. Mükemmel menü yoktur, bugüne kadar kimse bulamadı, zaman kaybetmeyin.

Bir genel geçer kural: Herkesin yediği, içtiği şeyleri menünüze koymaktan çekinmeyin. Farklılık iyidir ama farklı olacam diye kendinizi zorlamayın.

3.) Yer seçimi. Kafe açanlar için en hayati şey ne derseniz? Lokasyon, Lokasyon ve yine Lokasyon’dur.

( Dükkancılık, bulunduğunuz konumun getirisi ile yapılan bir iştir. Görünmeyen dükkana insan girmez, görünmeyen dükkandan siparişde verilmez. Görünürlük arttıkça potansiyel müşteri sayısı artar. Merak artar. İşin değeri artar. Kira bir gider değil, yatırımdır. Kiralık dükkanlara bakarken bunu unutmayın.