Sosyal Sorumluluk – Yardım

Küçük balık yoksa büyük balık da yok! Balık neslinin tükenmesine dikkat çekmeye çalışan ve türleri korumayı amaçlayan bir çalışma ?Seninki Kaç Santim?.

Çocuğunuz İçin Destek Vermelisiniz

Kendinizi umursamıyor olabilirsiniz, bana ne diyebilirsiniz? Ama çocuğunuz için öyle mi? Yada çocuğunuzu her şeye bana ne diyen biri olarak mı yetiştirmek istersiniz? Hiçbir anne baba istemez.

Bu ?Seninki Kaç Santim? çalışmasının çocuklarla ne ilgisi var peki?

Hep dersiniz ya dünya çok bozuldu, tatlar eskisi gibi değil, ah nerede o eski? Bozan, tüketen bizleriz. Belki tek başınıza dünyayı kurtaramazsınız ama birlik içinde bir şeyler değişebilir.

Şuanda binlerce kişi sizin gibi yavru balık almamaya dikkat ediyor. Pazarlarda balık türleri azalıyor, gelecekte daha da azalması öngörülüyor. Geleceğimizin ne kadarını kurtarırsak çocuklarımız için kardır.

İsterseniz Değiştirebilirsiniz

Lüferin boyu ile ilgili kampanyalar ses getirdi. Çinekop ve Sarıkanat?ın daha yavru olduğu ve yenmemesi gerektiği günden güne yayılıyor. Halk ve medya Lüfer balığına sahip çıkınca, yetkililerde sahip çıktı. En son bir kanalın ana haberinde Başbakanlığın konu ile ilgileneceğine dair haber çıktı. Ben almasam ne olacak demeyin. Birey olarak, bugün balıklarımıza, yarın çocuklarımızın geleceğine sahip çıkın.

Greenpeace sayfasına gitmek için tıklayın.

Sosyal sorumluluk projeleri, farklılaşmanın ve rekabetin güçleşmesi ile birlikte, şirketlere müşterilerine kendilerini anlatma fırsatı tanıyor ve çalışanlara yeni amaçlar veriyor. Elbette işin birde toplumsal fayda tarafı var. Restoranlar, sanayiciler, tekstilciler vs… herkesin sosyal fayda oluşturabileceği işlere el atması gerekli. İster reklam için, ister sadece toplum için olsun her iki tarafında kazandığı bir durum ortaya çıkıyor. Sosyal sorumluluk projeniz varsa, bu bütün şirkette pozitif bir etki yaratır, yoksa herzaman sıradan bir yer olabilirsiniz.

Neden Önemli Sosyal Sorumluluk Projeleri?

Çalışanlarınız için, övünç kaynağıdır, iyi bir şeyler yapmanın enerjisi onlara güç verir. Sokağa çıktıklarında şirketlerinden övgü ile bahsederler. Rutin işlerini yapmanın sıkıcılığından kurtulurlar ki bu yaratıcılığı artırır, proje başarılı oldukça daha fazla motive olurlar.

Şimdi elinizde sizden övgü ile bahseden, pozitif enerji ile dolu, iyi bir şeyler yaptıklarına inanan çalışanlarınız var. Yada hiçbir şey yapmayın ve çalışanlarınız bunlardan mahrum kalsın.

Müşterileriniz için, gittikleri yerin sadece kar amaçlı bir yer olmadığı, zenginliği toplumla paylaştığı, bir şeyler değiştirmek isteyen iyi niyetli bir marka olduğu izlenimi oluşacaktır ve müşteriniz olmaktan bu sebepten duyacağı gurur? Elbette müşterilere bu duyguları yaşatmak zorunda değilsiniz, ama seçim yöneticilerde ve onların patronlarında.

Kar için, toplum için veya çalışanlar için olsun, her şirketin yaşadığı çevre için artı değer yaratan işlere imza atması gerekmekte. İyi hazırlanmış ve tanıtımı doğru yapılan her sosyal sorumluluk projesi yapacağınız masrafın fazlasını kazandıracaktır.

Sosyal sorumluluk projeleri, farklılaşmanın ve rekabetin güçleşmesi ile birlikte, şirketlere müşterilerine kendilerini anlatma fırsatı tanıyor ve çalışanlara yeni amaçlar veriyor.

Elbette işin birde toplumsal fayda tarafı var. Restoranlar, sanayiciler, tekstilciler vs? herkesin sosyal fayda oluşturabileceği işlere el atması gerekli. İster reklam için, ister sadece toplum için olsun her iki tarafında kazandığı bir durum ortaya çıkıyor. Sosyal sorumluluk projeniz varsa, bu bütün şirkette pozitif bir etki ve birlik beraberlik yaratacatık.

3-4 kişinin çalıştığı, patronunda kendi iş gücünü koyduğu birçok cafe, büfe, dondurmacı, kumpirci, mantıcı, tatlıcı, meyve sucu, köfteci vb…  işletmeler bulunmakta.

Yurt dışında chef&owner (şef ve sahip) restoranlar önemli sayıda bulunmakta. Ülkemizde de bu tip restoranların sayısının artması ve bu girişimlerin desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Yurt dışında şeflerin kazandıkları gelirler bir zaman sonra kendi restoranlarını açmaya yetiyor ancak ülkemizde ekonomik kalkınma daha bu seviyede olmadığında sınırlı sayıda chef&owner restoran bulunmakta.

Chef&owner tarzı restoranları,sadece yatırım amaçlı açılan restoranlardan ayıran en büyük özellik,  mesleki aşk ile dolu insanların bu yola baş koyarak hayatlarının mücadelesine girmiş olmalarıdır. Yurt dışında şehirlerin en ünlü restoranları genelde chef&owner restornlardır. Restoran sektörünün ülkemizde de kendi değerlerini oluşturabilmesi bu mesleğe baş koyan insanların desteklenmesi ile gerçekleşebilir.

Ülkemizdeki bu küçük işletme sahiplerinin çoğu günlük işleri, ödemeler, personel sorunları ile sıkışmış kalmış durumdadır. Akıllarına gelen fikirleri yenilikleri uygulayacak zamanları veya kime uygulatabileceklerini araştıracak zamanları bile yoktur. Yeni bir şey yapmak isteyen ama nasıl başlayacağına karar veremeyende bir çok işletme gördüm. Neyi nerede yapabileceklerini biri söylese çok şey yapabilecek işletmelerde gördüm. Bazen basit bir poster bile basmak yada dükkanı azıcık daha toplamak çok zor olabiliyor…

Amacım bugün bu yola baş koymuş bütün küçük işletmelere gönüllü olarak elimden geldiği kadar yol gösterebilmek, sorularına cevap bulmak, yada akıllarındaki işleri halledebilecek adresleri göstermek.

Benim çalıştığım semtlerde iseniz sizlere uğrayabilirim. (Kadıköy, bağdat caddesi, bostancı, mecidiyeköy, bebek)

Yada bana sorularınız için cem@cempak.com.tr den ulaşabilirsiniz.