Sosyal sorumluluk projeleri, farklılaşmanın ve rekabetin güçleşmesi ile birlikte, şirketlere müşterilerine kendilerini anlatma fırsatı tanıyor ve çalışanlara yeni amaçlar veriyor. Elbette işin birde toplumsal fayda tarafı var. Restoranlar, sanayiciler, tekstilciler vs… herkesin sosyal fayda oluşturabileceği işlere el atması gerekli. İster reklam için, ister sadece toplum için olsun her iki tarafında kazandığı bir durum ortaya çıkıyor. Sosyal sorumluluk projeniz varsa, bu bütün şirkette pozitif bir etki yaratır, yoksa herzaman sıradan bir yer olabilirsiniz.

Neden Önemli Sosyal Sorumluluk Projeleri?

Çalışanlarınız için, övünç kaynağıdır, iyi bir şeyler yapmanın enerjisi onlara güç verir. Sokağa çıktıklarında şirketlerinden övgü ile bahsederler. Rutin işlerini yapmanın sıkıcılığından kurtulurlar ki bu yaratıcılığı artırır, proje başarılı oldukça daha fazla motive olurlar.

Şimdi elinizde sizden övgü ile bahseden, pozitif enerji ile dolu, iyi bir şeyler yaptıklarına inanan çalışanlarınız var. Yada hiçbir şey yapmayın ve çalışanlarınız bunlardan mahrum kalsın.

Müşterileriniz için, gittikleri yerin sadece kar amaçlı bir yer olmadığı, zenginliği toplumla paylaştığı, bir şeyler değiştirmek isteyen iyi niyetli bir marka olduğu izlenimi oluşacaktır ve müşteriniz olmaktan bu sebepten duyacağı gurur? Elbette müşterilere bu duyguları yaşatmak zorunda değilsiniz, ama seçim yöneticilerde ve onların patronlarında.

Kar için, toplum için veya çalışanlar için olsun, her şirketin yaşadığı çevre için artı değer yaratan işlere imza atması gerekmekte. İyi hazırlanmış ve tanıtımı doğru yapılan her sosyal sorumluluk projesi yapacağınız masrafın fazlasını kazandıracaktır.

“Her restoran bir gerilladır en büyük frenchise’ın bir şubesi bile olsa.”

Restoranınızı değerlendirirken bu gözle bakmaya çalışın. Her restoran belli bir etki alanına sahiptir. Bunu motor ile servis alanı gibide hayal edebilirsiniz. Genelde belli mesafedeki insanlar sizin müşteriniz olurlar. Bu gerçekten ötürü restoranlar birincil hedef olarak bulundakları çevreye hakim olmayı ve sahiplenmeyi hedeflemeliler.

Bir gerilla gibi çevrenizi iyi tanımalı, ortama adaptasyon sağlamış olmalısınız.

Çevreyi iyi tanımak için,

1-) Rakiplerinizi İzleyin (Düşmanı Takip)

Gidin ve onları izleyin. En çok ne satıyorlar bakın. Kafanızdan sayılar yaratmayın somut gözlemler üzerinden sayıları elde edin. Ne zaman doluyorlar ne zaman boş saatleri takip edin.

2-)Müşterilerinizi Dinleyin (Coğrafyayı Tanımak)

Gerillalar içinde bulundukları şartları iyi bilen ve kendi avantajına kullanabilen gruplardır. Düzenli ordular belli bir sistem içinde haraket eder ve sabit kuralları varıdır. Siz gerillanın ortamı dinlemesi gibi müşterinizi dinlemelisiniz. Onun ihtiyaçlarını kendi lehinize çevirmelisiniz. Sabit fikirleriniz varsa arının, egonuzu unutun, müşterinize kulak verin. Onların isteklerini ve davranışlarını eleştirmeden, altında yatan ihtiyacı arayın. Kulak verin ve size yol göstersin.

3-) Oyunun Kurallarını Bozun (Beklenmedik Şekilde Saldırın)

Bir gerilla için daha çok toprak kazanmak veya ilerlemek amaç değil araçtır. Amaç tektir karşısındakini etkisiz hale getirmek.

Rakipte bir açık gördünüz ve değerlendireceksiniz. İyi bir fikriniz var rakibe büyük üstünlük sağlayacaksınız ama daha çok kar nasıl elde ederim, yada yavaş yavaş yapalım ne olacak görelim diyorsunuz… Savaşı kazanacak hamleyi yapmalısınız ve etkisiz hale getirmelisiniz. Birden çok şansınız olmayacak tek şansınız olacak.

Sonuna kadar azimle, en beklenmedik şekilde saldırmanız gerekli. Rakipleriniz size karşılık verememeliler ve oyun dışı kalmalılar. Sizi taklit etmeye çalıştıkları an bilinki siz kazandınız.