Genelde her hafta sonu lig maçlarını izlerim. Futbolu yakından takip edenlerde hatırlar. Bundan birkaç sene evvel birçok kanalda, atv, star, showtv, kanal d, maç sonrası programlar yapardı. Gece saat 1?e hatta 2?ye kadar birkaç kanalda bu futbol sohbetleri devam ederdi de.

Şimdi dikkatinizi çekiyor mu bilmiyorum ama artık bu programlar yok. Diyebilirsiniz ki Digitürk maç görüntülerini vermediği için yok. Ama bu uyguluma bu sene başladı, halbuki geçen senede yapılmıyordu bu programlar.

Eski futbol programları olmamasının tek sebebi izleyicinin olmamasıdır. Peki şimdi futbol severler ne izliyor?

Maç pozisyonları 2 kanalda gösteriliyor ve tartışılıyor. Biri TRT1, diğeri Ligtv. Ligtv için kullanıcılar bir yıl için yüklü miktarda para ödüyorlar. Karşılığında ne alıyorlar?

Karşılığında maçları canlı izliyorlar. Buraya kadar sorun yok. Sonra çok garip bir spor programı izliyorlar. Neden garip derseniz, programda hakem yorumcusu olarak Markus Merk oturuyor. Bilmeyenler için söyleyelim, Markus Merk görev zamanında çok önemli hakemlerden biriydi. Ancak aynı Markus Merk Türkiye?deki çoğu spor yazarını, hakem eleştirmenini, yaptığı ilginç yorumlar ile hayretler içinde bıraktı.

Çoğu yazar Markus Merk?in hakemleri fazla koruduğunu söyledi. Aslında hakemlerin yanında olması bence çok güzel bir davranış. Ancak gözün gördüğünü farklı yorumlama çabası, çoğu izleyicinin artık tartıştığı bir durum. Toplum mühendisliğine hangi işletme soyunursa, o işletme büyük ihtimalle başarısız olur. Çünkü toplum mühendisliği işletmelerin işi değildir.

Digitürk, Markus Merk kanalı ile, sanki hakem kararlarını fazla tartışmadan geçmek istiyor gibi. Ancak halkın geneli maçlara şüphe ile bakıyor ve açıklama bekliyor. Halkın istediğini cevaplayamayan bir işletme ise olduğu yerde fazla duramaz.

Digitürk hakkında şöyle bir kehanetim var. Digitürk bu yıl ve seneye büyük düşüşler yaşayacak.

Diğer kanallara pozisyonları vermemek ile Digitürk kendi sonunu hazırlamaya başladı. Günümüz piyasasında gözden uzak olamazsınız. Ancak hatırlandığınız ve konuşulduğunuz sürece değerlisinizdir. Digitürk bu genel doğruyu çiğnedi ve insanları maçlardan kopardı. Basitçe bu pazarlama hatasını şöyle zihnimizde canlandıralım.

Akşam maçı izledik. Yarın sabahta işe gidip arkadaşlarla maç hakkında sohbet etmek istiyoruz. Sabah işe gidiyoruz. Arkadaşlardan sadece 1?i maçı görebilmiş. Diğerlerinin bir şeyden haberi bile yok. Çünkü onların Digitürk?leri yok. Sonuçta biz bütün gün maç muhabbeti yapabilecek iken sadece 1 arkadaşımız izlediği için, 5dk konuşup geçiyoruz. Aslında biz maçı konuşurken toplumdan soyutlanıyoruz, çünkü çoğunluğun Digitürk?ü yok. Kim toplumdan bu şekilde soyutlanmak ister ki? Tam aksine insanlar birlikte sohbet edebilmek ister. Parasını da bu konulara harcar.

Ancak tek sorun bu değil. Digitürk?ün hakem yorumcusu olan Markus Merk ile memleketimizdeki neredeyse her yorumcu birçok tartışmalı pozisyonda ters düşüyor. Mesela en son Beşiktaş – Kayseri Spor maçında, Beşiktaşlı Simao Sabrosa?ya yapılan bir hareket var. Markus Merk kesinlikle penaltı değil diye yorumluyor. TRT1?de ise bunun tam tersi, kesin penaltı diye yorumlanıyor. Diğer tv programlarında da pozisyon penaltı olarak değerlendiriliyor. Buradaki sorun, bu kadar kişi yanılabilir mi? Yada Markus Merk futbolun marka değeri adına bir çalışma mı yürütüyor? Her şey olabilir, ama unutulmaması gereken şey müşterinin neden para ödediğidir. Herhalde ligtv?de bu akşam diğer tüm kanallardan ne kadar farklı yorumlar olacak diye, para ödeyecek bir müşteri kitlesi yoktur.

Sonuç olarak hem yeni müşteri edinme yolları kapanmış oluyor çünkü kanal kendini toplumdan soyutluyor. Hem de var olan müşteri gitmeye başlıyor çünkü inandırıcılık azalıyor. Yapılan yanlış bir dizi stratejik karar büyük ihtimalle Digitürk?ün üyelik sayıları ile görünür hale gelecektir.