Hergün kanser ile ilgili haberler izliyoruz. Sabah programlarında çıkıp kansere şunlar iyi gelir diyerekten bir sürü şey sayıyorlar. Akşam haberlerinde de devam ediyorlar. Her gün zihnimize kanser kelimesini nakşediyorlar. Söyledikleri şeyler kanser hastalarına ne yapar diye pek de umurlarında olduğunu zannetmiyorum. Sağlıklı insan bile, bende hasta mıyım diye düşünecek hale geliyor.

Reklamcılar da çok iyi bilir ki en büyük motivatör korkudur. İnsan sağlığı ve ölümcül yaygınlaşan hastalıklar hakkında konuşursanız elbette izlenirseniz. Elbette reyting alırsınız. Konu ile ilgilenmeyen insanlar bile, bir durup bakarlar benimde başıma gelmesin diyerekten.

Kanser ile ölüm korkusunu halkın zihnine her gün işleme hakkını nereden alıyor bu insanlar?

Bir insana 40 kere deli dersen deli olur derler. Bu konu için 20 gündür televizyonları izliyorum. Her gün farklı farklı kanallarda kanser ile ölüm korkusu işlenerek, “aman bunu yiyin iyi gelir”, “şunu yaparsanız kansere davetiye çıkarırsınız” diye defalarca aynı konu işleniyor. Prof. Öz?ün Amerika?daki programlarına bakıyorum bir çok konu hakkında bilgi veriyor, ama Türkiye?dekilerin aksine öyle her programda kanser?e bir gönderme yapmıyor. Kendi kendime kansere gönderme yapmadan da başarılı programlar oluyormuş diyorum. Bizim ülkemizde ise kanser ağızlardan düşmüyor? Reyting yapsın yeter herhalde?

Kimse her gün kanser konusu işleminin insan psikolojisinde ve hasta psikolojisinde ne gibi etkileri olur diye düşünüyor mu sizce ?

Geçenlerde Prof. Erkan Topuz ulusal bir kanalın ana haberinde, 3 ay içinde 4-5 defa grip olmanın, kanser geçermiş kişilerde kanseri tekrar tetikleyebileceğini söylediğini duydum. Prof. Erkan Topuz bunu söylerken eminim çok izlenmiştir. Ama kim bilir kaç kanser hastası korku içine girdi. Kaç tanesi Prof. Erkan Topuzu izledikten sonra rahat uyuyamayacak. Kaç tane hasta yakını Prof. Erkan Topuz’un bu açıklamalarından dolayı o akşamı stres içinde geçirdi bir düşünün. Bunun maliyeti çok yüksek.

Kanser hastalığını yenmek için en çok gereken şeyin moral olduğu söylenir. Eminim bunu Prof. Erkan Topuz hocada bilir ve söylüyordur da herhalde. Ancak bu tip açıklamalar hasta insanların tedavisinde derin yaralar açıyor.

Kanserin neden olduğunu bile hala daha tam olarak söyleyemezken. Prof. Erkan Topuz?un bu şekilde söylediği şeyler %100 doğruluğu kanıtlanmış olmalıdır. Peki ama öyle mi? Her 3 ay içinde 4-5 defa grip olanın kanseri tekrarlanır diye Prof. Erkan Topuz bunun altına imza atabiliyor mu? Prof. Erkan Topuz?un elinde bunun somut kanıtı var mıdır? Bu kadar detaylı ve hassas konularda Prof. Erkan Topuz gibi bir profesör halkın içinde bulunun hastaları hiç mi düşünmez?

Bunun halkı bilgilendirmek olduğunu düşünmüyorum. Bu korku imparatorluğu kurmak oluyor. Prof. Erkan Topuz ve benzer hocalar hastaların yüreklerine korku salarak, onların morallerini bozarak hasta insanlara destek olabileceklerini düşünmüyorlardır umarım. Bu korku imparatorluğundan meşhur oluyor umarım meşhur olmak için yapmıyorlardır. Prof. Erkan Topuz’u dikkatsiz açıklamalarından dolayı şiddetle kınıyorum.

Kanser hastalarının çok hassas bir yapıda olduğunu Prof. Erkan Topuz?da biliyor olmalı. Kanser hastası veya hastalığı geçirmiş olan insanlar Prof. Erkan Topuz ve benzeri hocaların ağızlarının içlerine bakıyorlardır. Bu sebepten Prof. Erkan Topuz ve benzeri hocalar televizyonlarda söylemler verirken toplumdaki her tip insanı gözetmelilerdir. Özellikle uzmanlık alanları içinde olan, kanser hastalarını.

Prof. Erkan Topuz?un daha fazla popülerlik kazanacak hali yoktur herhalde. Tüm Türkiye zaten Prof. Erkan Topuz ismini biliyor. Umarım ileride Prof. Erkan Topuz ve benzeri hocalarımız, toplum içinde hasta olan insanlarında hassasiyetlerini gözeterek açıklamalar yaparlar. Bu arada her gün kanseri konuşmanın etkilerinide düşünseler keşke. Kesin olmayan, veya ihtimaller üzerine yaşayan insanların hayatına daha çok bilinmezler sokmak, emin olun fayda etmez.

Ps: Normalde bu tip konulara sitemde değinmiyorum. Ancak bir süredir televizyonları takip ediyorum ve gördüklerim beni rahatsız ettiği için sizlerle duygularımı paylaşmak istedim. Nöromarketing açısından bu konuyu işleseydim, herhalde müşteriyi kanser etmek isteyenlere her gün müşterinize kanserden bahsedin derdim. İyi şeylerin, iyi şeyleri çağırması dileği ile…