Nedense çoğu insan, patronları sadece kar peşinde koşan canavarlar gibi tasvir etmektedir. Bana ilginç gelen ise bu konular açıldığında çalışanlar; kendilerini bütün bu olaylardan soyutlayarak sanki herkes kötü bir kendileri iyi gibi, rahatlıkla patronun görevlerinden, yapması gereken kendilerine göre patronun eksiklerinden yada adil olmadığını düşündükleri hareketlerinden, açgözlü biri gibi tasvir eden şeylerden bahseder. Çok az kişi bazende hiç kimse, patronların bu dünya üzerine gelen iyi adamlar olduğunun bilincindedir.

Tezgahın sahibi olmak veya başkasının tezgahında çalışmak, ben ikisini de aynı anda yaşama fırsatım oldu. Tecrübe ve para kazanmak için başkaları için çalıştım, başkaları için işçi iken aynı zamanda kendi işletmemi kurdum ve işveren de oldum. Bu sayede iki taraf gibide konuştum, tam olarak neler hissedildiğini anladım. İşçilikten patronluğa yükselseydim, büyük ihtimalle geçmişteki çoğu kötü şeyi unuturdum ve güzel geleceğe bakardım. Çok şükür hafızam iyidir.

Şimdi iş dünyasında giydiğimiz gömleği çıkarmak için, işveren veya işçiyi unutalım. Birlikte bir uzay gemisine binelim Aya gidelim. Biz uzaylıyız ve şimdi aydan bakıyoruz bu patronlar ne yapıyor?

Herkes gibi çalışan insanlar olduğunu göreceğiz, boş kaldıklarında düşünceli olduklarını, bu düşünceli hallerinin uykularını kaçırdığını, her gün yarın için bir şeyler yapmak zorunda olduklarını göreceğiz. Bunların hepsi neden peki?

Patronların üstlerinde herkesin taşıyamayacağı türden bir sorumluluk vardır. Her insan rızkı ile doğar. İnsanlara verilen rızkın bir kısmının dağıtılması, patronlar aracılığı ile gerçekleşir. Çünkü patronlar seçilmiş kişilerdir. Emeğin karşılığını adil bir biçimde dağıtma görevi ile görevlendirilmiştir.

Patron olmayı isteyen veya şuanda patron olan herkes eğer Tanrının İyi Adamlarından olmak istiyorsa bu sorumluluğu tam olarak yerine getirmelidir. Bu işinde başarı ve huzuru getirecektir.