Bundan 8-10 yıl önce birkaç tane alışveriş merkezi vardı, bir kaç tane fastfood restoran, bugün gittiğimiz kahve zincirlerinden haberimiz bile yoktu. Her yerde gördüğümüz simit saraylarından, dry age bifteğe kadar bir çok şey çok yakın zamanın markaları.

Biraz geçmişe baktığımızda bugünün çeşitliliğinin olmadığını, bugün büyüyen işlerin o dönemde yeni yeni kurulmaya başladığını görebilirsiniz.

Ancak pazarlamada yönümüzü bulabilmek için bir şeyi kabul etmeliyiz. Bundan 10 yıl öncede bugünde, kendi zaman diliminden bakıldığında, rekabet eskisinden daha zor, çeşitlilik ve rakipler eskisinden daha fazla?

Başarılı bir restoran kurabilmek için elbette işinizi bilmeniz gerek. Ancak rekabette başarılı olmak için işinizi bilmeniz yetersiz kalacaktır. En iyi ürünleri kullanabilirsiniz, çok titiz ve temizde olabilirsiniz ancak esas olan müşterinin zihnindeki yeriniz.

Zihinde yer edinebilmek için farklı olmak zorundasınız. Adamın zihninde yoksanız, size nasıl gelip müşteri olabilir? Vahiy de inecek değilse…

Kendinize şu soruyu sorun, müşteri neden bana gelmeli, ben onun hayatına ne katabilirim. Bu yenilik ve vaatler illaki yeni keşfedilmiş bir ürün veya buluş olmak zorunda değildir. Var olanı farklı yorumlamanız, farklı renklerde olmanız, farklı bir ruh halinde olmanız? Yaptığınız işi alışılmışın dışında yapıyor olmanız da büyük fark yaratacaktır.

Müşterileriniz siz açılana kadar sizden haberdar değiller ve sizin açılmanızı dört gözle beklemiyorlar. Dükkan açıldıktan sonrada bugüne kadar kurdukları düznenin dışında bir şey yaparak size gelecekler bu onlar içinde kolay değil. Size tekrar gelmeleri için diğerlerinden farklı olmak zorundasınız.