Geçenlerde Arbella?nın yaptığı bir reklamı gördüm. Reklamın sonunda ?dağılmaz Arbella? deniyor. Bir başkasında ise “yapışmaz Arbella”. Arbella reklamının esas vermek istediği mesaj ise makarnasının yapışmadığı, dağılmadığı. Bunu da  Arbella?nın özel buğdayına bağlıyorlar.

Bir reklam serisinde 2 ayrı mesaj. Makarnanın yapışmaması müşteri açısından önemli olabilir. Aynı zamanda kalite hisside verebilir. Ayrıştırıcı bir özellik olarak da vurgulanmak istenmiş yapışmazlık. Ancak yapışmaz olmak ile dağılmaz olmak aynı şey mi?

Benim yaptığım makarnalar bugüne kadar hiç yapışmadı. Ama bazen aşırı pişirdiğimde biraz dağıldığı zamanlar olmuştur. Eminim bu tecrübeyi makarna severlerin çoğu yaşamıştır. Bu iki farklı sorunun tek bir reklamda konu alınması bence esas mesajın zayıflamasına sebep olmuş. Yapışmazlık güzel bir nokta, dağılmama ise ayrı bir güzel nokta. Arbella için durumu şöyle özetliyebiliriz; duos qui lepares sequente neutrum capit (iki tavşanı kovalayan hiçbirini yakalayamaz.)

Daha ayrı zaman dilimlerinde, farklı şekillerde, bu iki konu çok daha efektif işlenebilirdi diye düşünüyorum.

Elbette bu bahsettiklerimiz pazarlama konuları. Ancak Arbella reklamında ?yapışmaz Arbella? ve ? dağılmaz Arbella? dışında bir şey daha dikkatimi çekti.

“Çatala çarpan ve esneyen makarna görüntüleri.”

Makarnalar çatala çarpıyor ve dağılmayan bu Arbella makarnalar, lastik gibi esniyor. Lastik gibi esneyen makarna ?al-dente? dişe dokunur olur mu? Büyük ihtimalle olmaz. Arbella reklamını izlerken bunu sesli söylemezsiniz ama hissedersiniz. Beyin gördüğünü direk kodlar ve bu makarna al-dante değil der. Bu kod birkez oluştumu kırmak artık çok zordur.

Lastik gibi makarna yemeyi kim ister? Elbette öyle sevende vardır ancak Arbella makarna kendini lastik gibi makarna yapmakla mı tanıtmak istiyor? Hiç sanmıyorum. Çünkü kendi internet sitesinde Arbella makarna şöyle diyor ? En lezzetli makarna al-dante pişmiş makarnadır, unutma!?

Lastik gibi esneyen makarna ile dağılmadığını göstermeye çalıştıklarından eminim. Ama bundan ancak oturup düşündüğümde emin olabiliyorum. Müşterilerin çoğu ise oturup düşünmeyecektir. Reklamcılarda çok iyi bilir ki, müşteri izler, etkilenir yada etkilenmez? Lastik gibi makarna görüntüsünden ise etkileneceklerini sanmıyorum.

Bir Pazarlamacı Gözünden Arbella Makarna :

İlk başta Arbella?yı ben, üniversiteli bir gencin evde Arbella makarna yapması ile tanıdım. Orada verilen mesaj lezzetli makarna yapmanın kolay olduğu ve üniversiteli bir gencin bile, Arbella ile rahatlıkla iyi bir makarna yaptığı idi. Kısaca verilen mesaj kolay yapılabilen makarna idi.

Şimdi ise yapışmazlık ve dağılmazlık gibi iki fonksiyon öne çıkıyor. Bu iki fonksiyonda aslında makarna pişirmeyi kolaylaştıran özellikler. Hata ihtimallini azaltıyorlar. Yani verilen mesaj yine kolay yapılabilen makarna.

Elbette kolay yapılabilen makarna imajı, firmanın bir kararıdır. Ancak kolay yapılabilen fonksiyonel bir ürün, gurme bir ürün değildir ve lezzet algısı düşük olacaktır. Buraya kadar Arbella için sorun yok, sonuçta bunlar marka stratejisi.

Ancak şu sorunun cevabını açıkça vermek gerekir!

Arbella makarnayı pişirmek, diğer makarnaları pişirmeye kıyasla gerçekten daha mı kolay? Gerçekten diğerlerini pişirmek bir sorun mu?

Bariz bir kolaylık yok ise ki bence yok, Arbella önemli miktarda enerjisini boşa harcıyor demektir. Elbette reklam yaptıkça, göz önünde oldukça, bunun karşılığını alacaklardır. Ama daha çok almak var iken daha azı ile yetinmek zorunda kaldıklarını düşünüyorum.

Makarnayı sabah akşam yiyebilen bir makarna sever olarak, farklı şekillerdeki makarnalar benim ilgimi çekiyor. Arbella istediği kitlelere ulaşırken, hiç görmediğimiz şekillerde de makarna çeşitleri üretmesi dileği ile?

Makarna dediğimizde hepimizin aklına, paketli, marketlerden aldığımız makarna gelir. Ancak İtalya da makarna (pasta) dendiğinde durum çok başka. Onlar için makarna sadece paketli kuru bir malzeme değil, aynı zamanda taze tüketilen günlük bir ürün.

Ara sokaklarda aynı bizdeki kasap dükkanları gibi, makarna dükkanları var. Bu dükkanlarda satılan makarnalar ile ülkemizde yediklerimiz arasında büyük farklar var. Yeni yeni taze makarna yapıp satan restoranlar açılmaya başladı ancak onlarda İtalya?daki örneklerinden farklı. Her şeyden önce ülkemizde (taze makarnalar dahil), bizdeki makarnalar İtalyanların yediği gibi (al dente) dişe dokunur olamıyor. Bizde biraz diri bırakılan makarnaya al dente deniyor. Bu da Türkiye?deki makarna tipine göre ortalama 8-10 dakika pişirme süresi diyebiliriz. Ancak İtalyan makarnalarını değil 8-10 dakika 15 dakika pişirseniz bile bizim az pişmiş makarnalardan daha tok ve daha diri olabiliyor.

Hem biraz öğrenmek hem de makarnaların neden farklı olduğunu sormak için, resimde gördüğünüz ricotta peynirli tortellinileri (tortelloni di ricotta) yapan dükkana girdik. Dükkandakiler iyi ingilizce bilmediklerinden İtalyanca bilen arkadaşım bana yardımcı oldu. İlk başta makarnaya, bir italyanın elleri değmesi gerek dediler?  Daha sonra kullanılan unun cinsinin belirleyici olduğunu söylediler.

İtalya?da yiyeceğiniz bütün hamur işleri bambaşka bir deneyim oluyor. Lezzetleri, dokuları gerçekten farklı. Burada makarna gerçek bir öğün.