Makarna dediğimizde hepimizin aklına, paketli, marketlerden aldığımız makarna gelir. Ancak İtalya da makarna (pasta) dendiğinde durum çok başka. Onlar için makarna sadece paketli kuru bir malzeme değil, aynı zamanda taze tüketilen günlük bir ürün.

Ara sokaklarda aynı bizdeki kasap dükkanları gibi, makarna dükkanları var. Bu dükkanlarda satılan makarnalar ile ülkemizde yediklerimiz arasında büyük farklar var. Yeni yeni taze makarna yapıp satan restoranlar açılmaya başladı ancak onlarda İtalya?daki örneklerinden farklı. Her şeyden önce ülkemizde (taze makarnalar dahil), bizdeki makarnalar İtalyanların yediği gibi (al dente) dişe dokunur olamıyor. Bizde biraz diri bırakılan makarnaya al dente deniyor. Bu da Türkiye?deki makarna tipine göre ortalama 8-10 dakika pişirme süresi diyebiliriz. Ancak İtalyan makarnalarını değil 8-10 dakika 15 dakika pişirseniz bile bizim az pişmiş makarnalardan daha tok ve daha diri olabiliyor.

Hem biraz öğrenmek hem de makarnaların neden farklı olduğunu sormak için, resimde gördüğünüz ricotta peynirli tortellinileri (tortelloni di ricotta) yapan dükkana girdik. Dükkandakiler iyi ingilizce bilmediklerinden İtalyanca bilen arkadaşım bana yardımcı oldu. İlk başta makarnaya, bir italyanın elleri değmesi gerek dediler?  Daha sonra kullanılan unun cinsinin belirleyici olduğunu söylediler.

İtalya?da yiyeceğiniz bütün hamur işleri bambaşka bir deneyim oluyor. Lezzetleri, dokuları gerçekten farklı. Burada makarna gerçek bir öğün.

Daha önce İtalya?ya gitmiş arkadaşlarımın anlattığı kadar İtalya?nın yemek kültürünün zenginliğini duymuştum. Ancak sizlerle paylaştığım bu kareleri gözlerimle görene kadar bu kadarını bende beklemiyordum. Gördüğüm pastaları yemekten çok izlemek istediğimi fark ettim. Masal filmlerinden çıkmış güzellikteki pastalar, tartlar, hamur işleri sizi başka bir dünyaya götürüyor.

Fotoğrafları çekerken yalnız olmadığımı da fark ettim. Benim gibi başkaları da dükkanların önünde vitrinleri seyrediyordu. Kendinizi çok farklı bir açık hava sergisinde, büyüleyici güzellikte lezzetlerin içinde buluyorsunuz. Tatların görüntüye yansıması…


Sizin gibi vitrinleri izleyen diğer insanlarla aynı duyguları paylaştığınızı, farklı bir ortak dilin oluştuğunu hissediyorsunuz. Dükkanların önü akşam üstü saatlerinde sosyal bir ortama da dönüşüyor. Siz vitrinleri hayran hayran seyrediyorken yanınızda izleyenlerle de kısa sohbetler ediyorsunuz. Hatta muhabbet sararsa içeri girip kahve içerek ilginç arkadaşlıklar bile kurulabiliyor.