Markalaşmak ve marka değeri gibi konular özellikle perakende sektöründe, örnek gıda sektörü, üstünde çok çalışılan ve geliştirmek için çok paranın harcanan bir konu. Firma sahipleri veya sorumlu müdürlerinde çok iyi bileceği gibi, marka inşa etmek genel bir dizi disiplini içerir. Reklamdan, müşteri ilişkilerine oradan tedarikçi ilişkilerinden, kurum içi disipline kadar türlü süreçlerin total bir değeridir marka. Bunun finansal karşılığı da markanın değeridir.

Son günlerde televizyonlarda çok gördüğüm bir konu var, futbolun marka değeri. Geçenlerde Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı?nın açıklamalarını gördüm. Açıklamasının genelinde ?Türk futbolunun marka değerini koruyacaklarını? söylüyor ve buna zarar verecekleri cezalandıracaklarını söylüyordu. Ancak Türk futbolunun marka değeri için federasyonun ne yapacağı, ne yaptığı, veya neler yapılması gerektiği yoktu?

Bu açıklamaları dinlerken, bu konuşmalar bir şirketin yönetim kurulunda olsaydı diye düşündüm. Büyük ihtimalle şirket çıkmaza girerdi. Düşünün ki bir şirketin başkanı marka değerini düşürdüğünü söylediği birimleri cezalandıracağını söylüyor. Peki cezalandırdı diyelim. Bu şirketin marka değerine ne katar?Dünya üzerinde birilerine ceza keserek, hangi markanın değeri artmış?

Türkiye Futbol Federasyonu?nun yaptıkları doğru ise, yarın sabah bütün çalışanlarınıza ceza kesin. Onları baskı altına alın, dinlemeyin, dertlerine ortak olmayın. Böylece marka değerinizi koruyun. (Sakın yapmayın bu çok saçma?)

Ceza kesmek, maalesef bizde bir alışkanlık. Osmanlı?da da böyle değilmiymiş. Dinlemek ve düzeltmek, sorunlar için çalışmak yerine ceza kesmişler. Sonra bugün tarih kitaplarında okuyup lise öğrencilerinin bile ezberlediği sonuçlar doğmuştur. Osmanlı baskı ile halkı susturmaya çalıştı, olayları çözmedi üstünü örttü, sonunda devlet kontrolü kaybetti?

Görülen o ki marka değerini korumak isteyenlerde, kontrolü kaybediyor. Neyse ki insanın kendi şirketi olduğunda patronlar bu kadar konudan uzak kalmıyorlar…